Hz. Muhammed'in Doğumu ve Yaşananlar
Doğumu hakkında merak edilen soruların başında şu geliyor: Hz. Muhammed ne zaman ve nasıl doğdu, doğumda neler oldu? Siyer kaynaklarına göre Peygamberimiz, Mekke'de Fil Vakası'ndan sonra, Rebiülevvel ayının 12. gecesinde, pazartesi sabahına yakın bir vakitte dünyaya geldi. Miladi takvimle bu tarih yaklaşık 571 yılının Nisan ayına denk geliyor.
Doğumdan önceki dünyayı hayal etmek kolay değil. Tevhit inancının zayıfladığı, birçok put ve batıl inancın insanların kalbini sardığı, zulmün ve cehaletin yaygın olduğu bir dönemdi. İşte böyle bir zamanda, Mekke'de sıradan görünen bir evde, insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri gerçekleşti.
Annesi Amine'nin rüyası
Hz. Amine, Peygamberimize hamile kaldığında sık sık garip rüyalar gördüğünü anlatır. Hamileliğinin altıncı ayında bir gece rüyasında biri ona şöyle der: "Sen dünyanın en hayırlı varlığını taşıyorsun. Doğurduğunda adını Muhammed koy." Amine bu sözü kimseye açmamasını da istenmiş olduğunu düşünür.
Rivayete göre doğum anına yakın, eşi Abdullah'ın babası Abdülmuttalib tavaf için Kabe'ye gitmişti. Amine evdeydi ve birden kulağına korkutucu bir ses geldi. Yanında beyaz bir kuş belirdi, ardından ona bir kase şerbet sunuldu. Amine bu şerbeti içtikten sonra kendini bir nur denizinin içinde buldu ve o an çocuğu dünyaya geldi.
Doğumla birlikte en çok merak uyandıran anlatılardan biri de şudur: Çocuk secdede, parmağını göğe kaldırmış halde görülmüş. Ardından beyaz bir bulut inip onu sarmış ve bir ses, doğuda ve batıda dolaşılmasını, Peygamber'in adının ve sıfatının bütün yaratılmışlara tanıtılmasını istemiş.
Doğumun yankısı: Gökte ve yerde alametler
Siyer anlatıları, doğumun yalnızca Mekke'de değil, dünyanın birçok yerinde hissedildiğini anlatır. Bu anlatılara göre Yahudi âlimleri, kitaplarında gelecek son peygamberin işaretlerini okumuşlardı. Doğum gecesinde gökte parlayan bir yıldız dikkatlerini çekmiş, bazı Yahudiler "Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu" diyerek Mekke'ye bu haberi götürmüştü.
Aynı gece İran'da Sasani hükümdarı Kisra'nın sarayında da korkutucu bir olay yaşanmış. Sarayın on dört burcu yıkılmış, Fars ateşgâhının yüzyıllardır sönmeyen ateşi sönmüş, Sava Gölü kurumuş anlatılır. Kisra bu olayları kâhinlere sorduğunda, Şam yakınlarındaki bir kâhin olan Satıh'tan cevap gelmiş: Yeni bir peygamber gelmiş ve saltanat yıkılacaktır. Bu anlatılar tarihsel olarak tartışılsa da Müslümanlar arasında doğumun ne kadar büyük bir olay olduğunu gösteren rivayetler olarak yaygın biçimde anlatılır.
Süt anne: Halime'nin evine
Mekke'de o dönem çocukların sağlıklı büyümesi için çölde yaşayan kabilelerin kadınlarına emzirilmek üzere verilmesi bir âdetti. Çöl havası temiz, dilleri düzgün ve ahlakları sağlamdı. Bu nedenle Hz. Muhammed'i de Benî Sa'd kabilesinden Halime adında bir kadın emzirmeyi kabul etti.
Halime, kabileden birçok kadınla birlikte Mekke'ye geldiğinde, çoğu kadın kendine uygun bir çocuk bulmuştu ama kimse yetim bir çocuğu almak istemiyordu. Çünkü yetim çocuktan beklenen ücret ve yardım, babası olan bir çocuğa göre çok daha azdı. Halime ise yanındaki yetim çocuğu almaya razı oldu. Eve döndüğünde, kocası Hâris'in gözünde o güne kadar görülmemiş bir bereket vardı. Kuru olan develerin memesi süt dolu, koyunları doyuyor, ev bolluk içinde yaşıyordu.
Halime'nin kabilesine dönüşünde yaşananlar da dikkat çeker. Çoban kardeşleri, Halime'nin koyunlarının neden bu kadar süt verdiğini anlayamıyorlardı. Kendi yayladaki kuraklık yıllarında bile Halime'nin evinde bereket eksik olmuyordu.
Yağmur duası ve bereket
Anlatılara göre yayla halkı uzun süren bir kuraklıktan şikâyetçiydi. Halk dua için bir tepeye çıktı ama yağmur yağmadı. O sırada Halime'nin komşusu bir kadın, Halime'nin evinde bulunan bereketli çocuğu hatırlattı. Halime çocuğu yanında götürdüğünde, buluttan bir gölge onları güneşten koruyordu. Dua sırasında bu küçük bulut büyüyerek gökyüzünü kapladı ve yağmur yağmaya başladı.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Bu anlatılar, doğrudan Peygamber'in mucize olarak yaşadığı olaylar olarak aktarılır. Yani Müslümanların inancında bu hadiseler, Allah'ın onu daha doğumundan itibaren özel bir kul olarak seçtiğinin işareti sayılır.
Bu olaylar bize ne söylüyor?
Doğumla ilgili anlatılar sadece tarihî bir merak değil, bir hayat dersi de taşır. Peygamberimizin doğduğu dünya karanlık ve dağınıktı. Ama onun gelişiyle birlikte tevhit ışığı, insanın kalbine ve toplumuna yayılmaya başladı.
Bir de şu noktayı unutmamak gerekir: Hz. Muhammed, babasını doğmadan, annesini ise küçük yaşta kaybetti. Yetim olarak büyüdü. Yani onun hayatı baştan itibaren sabır, tevazu ve Allah'a güvenle şekillendi. Doğum anlatıları, bu yetim çocuğun aslında insanlığa rahmet olarak gönderileceğinin ilk işaretlerini sunar.
Bu yazı, siyer kaynaklarındaki rivayetlerin genel bir derlemesidir. Ayrıntılı bilgi için İbn Sa'd'ın Tabakât'ı ve İbn Hişam'ın Sîretü'n-Nebî'si gibi eserlere bakılabilir.
Sık sorulan sorular
Hz. Muhammed hangi yıl doğdu?
Siyer kaynakları, Fil Vakası'nın olduğu yıla yakın bir tarihte, miladi olarak yaklaşık 571 yılında doğduğunu belirtir.
Peygamberimizin doğumunda gerçekten mucizeler oldu mu?
Doğumla ilgili olağanüstü olaylar, İbn Sa'd ve İbn İshak gibi siyer kaynaklarında rivayet edilir. Müslümanlar bu anlatıları inanç açısından önemli görür. Tarihsel ayrıntılar ise farklı kaynaklarda değişiklik gösterebilir.
Halime neden Hz. Muhammed'i emzirdi?
Dönemin Mekke'sinde, çocukların sağlıklı büyümesi için çöl kabilelerine emzirilmek üzere verilmesi yaygın bir âdetti. Halime de bu âdet çerçevesinde Peygamberimizi aldı.